BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

Arşiv Ocak 25th, 2008

Kaza edersin !

Yazan: beysehirliyiz Ocak 25, 2008

Kaza edersin !

Yolculardan biri namaz vakti geçmeden otobüs şöförüne birkaç dakika mola vermesini rica etmiş.
Şoför:
- Kaza edersiniz efendim, diyerek durmak istemeyince adam cevabını vermiş:
- Ben kaza etmeden ya sen kaza edersen? :)

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: , , , , | Yorum Yok »

KiME GIPTA EDiLiR

Yazan: beysehirliyiz Ocak 25, 2008

 KiME GIPTA EDiLiR

Fazilet Takvimi - 2008 

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum Yok »

Süleyman Hilmi Tunahan(k.s.) Hazretleri

Yazan: beysehirliyiz Ocak 25, 2008

Süleyman Hilmi Tunahan(k.s.) Hazretleri

Süleyman Hilmi Tunahan(k.s.) Hazretleri, Rumi 1304 (hicri 1305- miladi 1888 yılında Silistre’de dünyaya geldiler. Babası, tahsilini İstanbul da tamamlamış ve Silistre’nin Satırlı medresesi’nde yıllarca müderrislik etmiş Osman Efendi’dir. Dedesi ise Kaymak Hafız namıyla maruf bir zat olup 110 yaşına dogru vefat etmiş olan Mahmud Efendi’dir.

Hocazadeler olarak bilinen bu asil ailenin ceddi,İdris Bey’e dayanır. İdris bey, Fatih Sultan Mehmet tarafından Tuna Hanı nasb edilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezviç edilmiş bir zattır.

Babası Osman Efendi , İstanbulda tahsiline devam ederken bir rüyasın da, vücudundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp etrafa ışıklar saçtıgını görür. Rüya’yı sülbünden gelecek bir evladının dünya’yı manen aydınlatacagı şeklinde tabir eder. Bu isti’dadı; Fehim, Süleyman Hilmi, İbrahim, Halil isimli dört oglundan Süleyman Hilmi’de görür. Onun yetişmesi için hiç bir fedakarlıktan kaçınmaz ve fevkalade alaka gösterir.

Süleyman Efendi, ilk tahsilini Satırlı Medresesi’inde ve Silistre Rüşdiye’sinde yaptı.Daha sonra babası, tahsilini tamamlamak üzere onu İstanbula gönderdi ve şu tavsiyede bulundu: “Oglum! Usulü fıkıh ilmine iyi çalışırsan dinin de kuvvetli olursun, mantık ilmine iyi çalışırsan ilminde kuvvetli olursun.”

İstanbul ‘da Fatih Dersiamlarından olan ve devrin meşhur alimlerinden Bafralı Ahmet Hamdi Efendi’nin ders halkasına oturdu ve birincilikle icazet aldı. Bilahare (doktora)sını yapmak üzere [B]Süleymaniye Medreseleri,Medresetü’l- Mütehassısin ‘in Tefsir ve Hadis şubesine girip birinci derece ile muzun oldu.Aynı zaman da Giriş imtihanını birincilikle kazandığı Medresetü’l Kuzat (Hukuk fakültesi)’dan da mevzun oldu. Böylelikle devrin akli ve nakli ilimlerin de en yüksek dereceyi ihraz etmiş oldular.

Ezeli takdir olarak Silsile-i sadat ‘ın 33. ve son halkası kendilerinin nasibi oldugundan,seyyidler zinciri’nin 32. halkası Salahuddin ibnü Mevlana Siracüddin (k.s.) Hazretleri, seyri sülükünü tamamladıktan sonra tecelliyatın büyüklügünden kendilerini İmam-ı Rabbani Mücedid-i elfisani(ks) Hazretlerinin nisbet-i ruhaniyesine teslim ettiler. Dünyanın şu an son zamanlarında ilahi feyzden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr u dalal çukurundan iman ve ihlas sahasına çekip çıkardılar, halen de çıkarmaktadırlar.

Süleyman Hilmi Tunahan(ks) Hazretleri, 16 Eylül (Hicri 13 Rebiulevvel 1379)Çarşamba günü irtihal buyurdular.( Kaddesa’llahü sirrahü’l,e’azz).
Ancak tasarruf ve irşadları tamamiyle ve kemaliyle ber devamdır. Cenab-ı Hakk sevenlerini ve bütün müminleri şefaatlerine nail kılsın. Amin.

(Fazilet Neşriyat) Bilgicagi

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Yok »

Aşırı ihtiras

Yazan: beysehirliyiz Ocak 25, 2008

Aşırı ihtiras

Peygamber’imiz ((s.a.v.).) söyle buyuruyor:

“Sizin hesabiniza en çok su iki seyden korkuyorum: Asiri emeller beslemek ve nefsinizin azgin ihtiraslarina kapilmak. Çünkü asiri emeller beslemek. Ahireti unutturur, nefsin doyumsuz ihtiraslarina kapilmak ise insanlari haktan saptirir.”
Peygamber’imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:


«— Su üç seyin üç seye yol açacagina kefilim:

1 — Bütün benligi ile dünyaya sarilan

2 — Dünya’ya hirslanan.

3 — Dünya için cimrilik eden kimse;

1 — Ötesinde zenginlik olmayan bir fakirlikle,

2 — Bitip tükenmez mesguliyetle

3 — Beraberinde hiç zenginlik olmayan hüzünle, karsilasirlar.»


Rivayet edildigine göre, sahâbilerden biri olan Ebû Derda (R.A.) Humus halkina söyle seslendi: «— Ey Humus halki! Oturamayacaginiz kadar çok binalar kurmaktan, ulasilmasi mümkün oimayan emeller beslemekten, yiyeceginizden çok varlik ve servet biriktirmekten utanmiyor musunuz?
Sizden önce gelip göçenler de büyük binalar yükseltmisler, çok servetler yigmislar ve uzak vadeli emeller pesinde kosmuslardir. Fakat kurduklari binalar mezarlari oldu. Uzak vadeli emellerinde hayal kirikligina ugradilar ve yigdiklari servetler de hiç bir islerine yaramadi.»

Hz. Ali. Hz. Ömer’e (R. Anhuma) bir gün söyle nasihat etti:

«Iki dostuna (Peygamber ((s.a.v.).)’imiz ile Hz. Ebü Bekr (R.A)’e) ulasmak istiyorsan giydigin gömlek yamali, ve ayakkabin parçali olmalidir.
Uzun vadeli emeller pesinden kosmamali ve hiç bir zaman doyasiya yememelisin.»

Hz. Adem (A.S.) oglu Sit (A.S.)´a su bes nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi ogullarina, vasiyet etmesini istedi.

Nasihatler sunlardir:

1 — Ogullarina, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünki, ben bakî oldugunu gözönüne alarak Cennet’e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çikardi.

2 — Ogullarina, kadinlarin arzusuna uyarak bir ise girismemelerini söyle. Çünki ben esimin arzusuna uyarak yasaklanmis agacin meyvasindan yedigim için sonra pisman oldum.

3 — Ogullarina, girisecekleri her isin sonunu bastan düsünmelerini söyle, eger ben giristigim davranisin sonunu düsünseydim, basima bildiginiz haller gelmezdi.

4 — Herhangi bir ise girisirken içinize süphe düserse, ondan uzak durun, çünki ben yasak agacin meyvasini yerken içime süphe düstü, buna ragmen vazgeçmedigim için sonra pismanliga düstüm.

5 — Giriseceginiz islerde bilenlere danisin, eger ben yasak agaca yanasmadan önce meleklere danissaydim, basima bu haller gelmezdi.»

Mücahid (Rahimehullah) buyurur: «Abdullah Ibni Ömer {Hz. Ömer’in oglu) bir gün bana söyle nasihat etti:

«— Sabahladigin zaman içinden “Aksam ne yapacagim” diye düsünme. Aksami bulunca da «Yarin ne olacak» diye süphelenme: Yasarken ölümün içün. Sihhatli iken hasta olacagin günlerin icin tedbirini al; çünki yarin adinin ne olacagini bilemezsin.»

Rivayet edildigine göre, Peygamberimiz ((s.a.v.).) bir gün sahabilere:

«Hepiniz Cennet’e girnek istiyor musunuz?» diye sorar.

Sahabiier: «Tabi yâ Rasulallah.» diye cevap verirler.

Bunun üzerine Peygamber ((s.a.v.).)’imiz onlara: «O halde, kendinizi uzun vadeli emellere kaptirmayin ve Allâh (C.C)’dan gerçek mânâda haya edin» diye buyurdu.

Sahabiler «Biz, hepimiz zatenAllâh (C.C)’dan haya ediyoruz» dediler.

Peygamber ((s.a.v.).)’imiz onlara su cevabi verdi: «Bu sizinki gerçek mânâda haya sayilmaz. Allâh (C.C)’dan gerçek mânâda hayâ etmek söyle olur; Mezarligi ve vücudlarn çürümesini her zaman hatirinizda tutmalisiniz.

Karin boslugumuz ile bu boslukta bulunan organlarinizi, basiniz ile üzerine yayilan organlarinizi haramdan korumalisiniz.

Âhiretin itibarini arzu eden kimse dünyanin süsünü terketmeîidir. Iste, Allâh (C.C)’dan gerçek mânâda haya etmek böyle olur ve böylelikle kul, Allâh (C.C)’in dostu olma mertebesine ulasir.»

Peygamber’imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Bu ümmetin ilk huzur ve selâmeti zühd ve yakin sayesinde olacagi gibi, en son çöküntüsü de cimrilik ve uzak vadeli emellere sarilmaktan ileri gelecektir.»

Ummul - Münzir’den rivayet edildigine göre, söyle demistir:

«Bir aksam Peygamber (S.A.V)’imiz sahabilere: «Ey insanlar, sizler Allâh (C.C)’dan utanmiyor musunuz?» diye sordu.

Sahabiler «Neden, yâ Rasulallah?» dediler.

Peygamber (S.A.V)’imiz onlara söyle karsilik verdi:

«— Yeyemeyeceginiz kadar çok servet yigiyorsunuz, ulasilmasi mümkün olmayan uzak vadeli emeller pesine kosuyorsunuz, oturamayacoginiz evler yükseltiyorsunuz.»
Sahabilerden Ebû Sait el-Hudrî (R.A.) buyurur ki; «Bir gün, Usame Ibni Zeyd; Zeyd. Ibni Sabit’ten bedelini bir ay sonra ödemek üzere yüz altina câriye satin almisti. Bunun üzerine
Peygamber’imiz ((s.a.v.).) söyle derken isittim. «— Üsame’nin bir ay vadeli alis-verise girismesi size acayip gelmiyor mu? Hiç süphesiz, Üsame kendini uzak vadeli emellere kaptirmistir.
Varligimi kudret elinde tutan Allah (C.C)’a yemin ederim kî, ben her gözlerimin açildiginda göz kapaklarim bir daha kapanmadan Allah (C.C)’in canimi alacagini düsünürüm. Gözlerimi bir yere her çeviriste bakislarimi indirmeye firsat bulamadan ölecegim sanirim. Agzima her lokma alista onu yutamayacagimi ve öldükten sonra girtlagimda kalacagini aklima getiririm.»
Sonra söyle buyurdu;

«Ey insanlar! Eger akliniz basinizda ise kendinizi ölüler arasinda sayiniz. Çünkü, nefsimi kudret elinde tutan Allah (C.C)’a yemin ederim ki, size bildirilen akibet, göz açip kapayasiya kadar basiniza gelecek ve bunun önlemeye gücünüz yetmeyecektir.»

Ibni Abbas (R.A.) buyurur ki: «Peygamber ((s.a.v.).)’imiz su kaynagina yakin yerde, büyük abdest bozdugu halde yine tasla silinir, sonra su ile yikanmaya giderdi.

Ben O’na «Yâ Rasulallah, su size yakin. Önce ta(s.a.v.)ilinmenize ne lüzum var?» derdim.

O bana su cevabi verirdi: «Elimde senet mi var? Belki suyun yanina varamadan ölürüm!»

Rivayet edildigim göre, Peygamber ((s.a.v.).)’imiz bir sohbet esnasinda eline üç çöp alir. Çöpün birini önüne diker, ikincisini yanina topraga saplar ve üçüncüsünü de uzaga atar.
Arkasindan sahabilere «Bunlar neyi temsil eder, biliyor musunuz?» diye sorar. Sahabiler O’na «Allah (C.C) ve O’nun Rasûlü bilir» diye cevap verince O su açiklamayi yapar:

«— Önüme diktigim çöp insandir, su yandaki ecel, öteye firlattigim da uzak vadeli emeldir. Insanoglu (onun) pesinden kosup dururken ona yetisemeden daha önce ecel onu yakalar.»

Söylendigine göre, bir gün Hz.Isâ (A.S.) bir yerde oturuyordu. Bir ihtiyar elindeki kazma ile yeri kaziyordu. Hz. Isâ «Allah (C.C)’im! Bu ihtiyarin
içinden uzak vadeli emeleri çikar»
diye dua etti, tam o sirada kazmayi birakarak yere uzandi ve bir müddet durdu.
Bu sefer Hz. Isa «Allah (C.C)’im, bu ihtiyara uzak vadeli emellerini geri ver» diye dua etti. tam o sirada adamin uzandigi yerden dogrularak yine tarla capalamaya koyuldugunu gördü.
Bunun üzerine Hz. Isâ (A.S) odamin yanina giderek, ise ara vermesinin ve yeniden ise koyulmasinin sebebini sordu, adam su cevabi verdi:

“Moladan evvel kazma sallarken birara «Artik iyice yasin ilerledi, deha ne zamana kadar çalisacaksin» diye düsünerek kazmayi yere biraktim, yere uzandim. Fakat biraz dinlenince «kalan günlerimde geçimimi saglamam gerekir» diye düsünerek yeniden kazmayi ele aldim.”
kaplerin keşfi
- Bilgicagi

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum Yok »