Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007
Bakü’de ezan yasağı başladı!

Bakü’de mikrofonla ezan okunması yasaklandı. Şikayetler üzerine uygulamanın başladığı savunulurken, olayın perde arkasının başka olduğu belirtiliyor.
Kafkas Müslümanları Derneği Başkanı Hacı Akif, Azerbeycan”nın başkenti Bakü”de mikrofonla ezan okunmasının yasaklanacağını söyledi.
Akif, Bakû”de bugünden itibaren uygulanması beklenen yasağın nedenini gelen yoğun şikayet müracaatlarına bağladıklarını iddia etti.
Ezanın mikrofondan okunmasını istemeyen ve şikâyetçi olanların, “hastalarımız rahatsız oluyor”, “çocuklarımız uyuyamıyor” gibi nedenler öne sürdüğü kaydedildi. Bazılarının da sadece rahatsız olduklarını belirten şikâyetlerde bulundukları belirtildi.
Azerbeycan Din ve Özgürlük Komitesi başkanı, böyle bir yasağın kabul edilemez olduğunu bunun Müslümanları incitmek isteyen bilinçli bir girişim olduğunu söyledi.
Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM | Yorum Yok »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007
kocamin bir dedigini iki etmedim

Bir mahallede yeni komsulariyla cay sohbeti yapan kadina komsulari
”Senin aile yasantina hayraniz, esin ve cocuklarinla cok mutlu bir
yasantin
var. Kocanin BİR dedigini iki etmiyorsun. Bu mutlulugunun sirrini bize de
anlat ”derler.
”Kisaca anlatayim” der kadin.
“Dügünümüz bittikten sonra kocam kendi atinda , bende kendi atima bindik
evimize dogru gidiyoruz.
Benim bindigim atin ayagi takildi ve sendeledi. kocam arkasina döndü ve
benim atima ‘BiR’dedi.
Biraz daha ilerledik ve benim atimin ayagi tekrar takilip tökezledigi
zaman
esim tekrar arkasina dönüp atima ‘iki’ dedi.
Az sonra atim takrar ayni sekilde tökezleyince esim arkasini döndü at’a
”Üc” dedi ve belinden tabancasini cikartip atimi anlindan vurdu.
Ben sok olmustum ve at’a cok üzüldüm.
Esime bir hisimla cikistim ” Yazik degilmi at’a neden vurdun!!?”
Esim arkasini döndü ve bana ” BiR ” dedi.
Ve o günden sonra kocamin bir dedigini iki etmedim ……
Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: DiGER KONULAR, GENEL, MiZAH, MUHABBET | Yorum Yok »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007
~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~

~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~
Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: GÜZEL SÖZLER, TASAVVUF | Yorum Yok »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007
Yazı kategorisi: Uncategorized | Etiketler: Uncategorized | Yorum Yok »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007

Görülmemiş olay! Kedinin kanatları çıktı
Çin’in Shaanx bölgesinde yaşayan bir kadının sahibi olduğu erkek kedinin kanatları çıktı.
Tom adlı kedinin iki yanında iki ay önce şişlikler oluşmaya başladı. Veterenire gitmeden önce biraz beklemek isteyen sahibi gözlerine inanamadı. 2. ayın sonunda kedisinin şişkin yerleri patladı ve o bölgelerden iki kanat uzadı.
Uzun ve kemikli kanatlarıyla görenleri şaşkına çeviren kedi uzmanları da şok etti.
Bilim adamları olayı ‘gen mutasyonu’ olarak tanımlarken kanatlı kediyi görenler genleriyle oynanarak başkalaştırılan hayvanların artık doğal yollarla mutasyona uğradığı görüşünde birleşti.
Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, SON DAKiKA HABERLERi, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | Yorum Yok »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007

Dünyanın en büyük köpek balığı Çin’de yakalandı
Görenlerin dehşetle baktığı köpekbalığı 10 metre uzunluğunda 1.5 metre genişliğinde 6 ton ağırlığında.Batı Çin’deJiangsu bölgesinde yakalanan Dünyanın en büyük köpek balığı bir Çin işadamı tarafından 13 bin USD dolara satın alındı.Guiness rekorlar kitabına girecekbüyüklükteki Köpek balığı şu ana kadar yakalanan en büyük köpek balığı olarak tarihegeçti.

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, YORUMSUZ | 6 Yorum »
Yazan: beysehirliyiz Mayıs 25, 2007

Rabia Köle Olamaz
Râbia-tül Adeviyye biraz büyümüştü. Annesi ve babası vefât etti. Üstelik, Basra’da kıtlık ve fevkalâde pahalılık vardı. Bu hengâmede Râbia’nın ablaları dağıldılar. Kimsesiz kalan Râbia’yı zâlim bir kimse yakaladı ve hizmetçi olarak iş gördürdü. Sonra da köle olarak altı gümüş karşılığı bir ihtiyara sattı. O ihtiyarın hizmetçisi olarak, gösterilen zor işleri sabırla yapmaya çalışıyordu. Çok sıkıntılı günler geçirdi. Çok zahmetler çekti, fakat isyân etmedi. Allahü teâlânın takdirine râzı oldu. Edebi fevkalâde idi.
Bir gün karşısına bir nâmahrem, yabancı çıktı. Ondan sakınayım diye hızla giderken düşüp kolu kırıldı. Acz ve kırıklık içinde, mahzûn olmuş bir kalb ile Allahü teâlâya yalvardı.
“Yâ Rabbî! Garib ve kimsesizim. Yetim ve öksüzüm. Köle edildim. Bir de kolum kırıldı. Lâkin ben bunların hiç birine üzülmüyor, yalnız senin rızânı istiyorum. Benden râzı olup olmadığını da bilmiyorum” dedi.
Bu sırada bir ses duydu.
“Üzülme, sen âhirette meleklerin bile imreneceği bir makamda bulunacaksın.” diyordu.
Râbia tekrar efendisinin evine döndü. Günlük hizmetleri yerine getirir, akşama kadar ayakta dururdu. Bununla beraber her gün oruçlu olur, geceleri de Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle geçirirdi. Bir gece efendisi uyandığında Râbia’nın odasından sesler geldiğini işitti. Pencereden bakınca, Râbia’nın, secde ettiğini, Allahü teâlâya şöyle yalvardığını duydu. Diyordu ki:
“Ey Rabbim! Benim arzumun senin emrine uymak olduğunu biliyorsun. Benim saâdetim senin huzûrunda bulunmaktır. Eğer elimden gelse, sana ibâdetten, bir ân geri kalmam. Fakat ev sâhibimin hizmetinde bulunduğum için ona hizmet ediyorum ve sana gereği gibi ibâdet edemiyorum…”
Ev sâhibi, bunları duydu. Ayrıca, Râbia’nın başı üstünde bir kandil bulunduğunu, kandilin bir yere asılı olmadan havada durduğunu, odanın o kandilin nûru ile aydınlandığını gördü ve hayretten dona kaldı.
“Artık Râbia köle olamaz!” diyordu.
Sabaha kadar uyuyamadı. Sabah olunca hemen Râbia’yı çağırdı ve dedi ki:
“Artık serbestsin. Dilediğini yap. Ama burada kalırsan ben sana hizmet ederim.”
Râbia;
“Gideyim.” dedi.
Oradan ayrılıp küçük bir eve yerleşti. Bütün vakitlerini ibâdetle geçirir, bir gün ve gecesinde bin rekat namaz kılardı. Kefenini dâimâ yanında taşır, namaz kılacağı zaman onu serer, üzerine secde ederdi. Kefeni yanında olmadan gezdiğini, kefenini beraberine almadan konuştuğunu kimse görmedi. Süfyân-ı Sevrî ve Hasan-ı Basrî, ondan feyz alırlardı.
Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM, İSLAM ALİMLERİ | Yorum Yok »