BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

Arşiv Mayıs 3rd, 2007

Kuran’a Göre Dua

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

Kuran’a Göre Dua


“Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” anlamlarına gelen dua, Kuran’a göre “kulun bütün benliğiyle Allah’a yönelmesi” ya da “gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım dilemesi” şeklinde tanımlanmaktadır.

Allah inancı olan her insanın çeşitli şekillerde dua ettiği bir gerçektir. Ancak insanların oldukça büyük bir kısmı duayı, sadece darlık ve sıkıntı anında elden gelen tüm ihtimaller denendikten sonra Allah’ı hatırlamak şeklinde anlamaktadırlar. Bu insanlar üzerlerindeki sıkıntı geçince bir sonraki darlık ve sıkıntı anına kadar Allah’ı unutur ve ondan bir şey talep etmeyi akıllarının ucundan dahi geçirmezler.

İnsanların başka bir bölümünde de son derece hatalı bir dua anlayışı hüküm sürmektedir. Bu insanlar için dua, küçük yaşlardan itibaren ailenin yaşlı bir ferdi tarafından öğretilen anlaşılmaz bazı sözlerdir. İnsanların bu tür dualarında Allah’ın varlığı, birliği, büyüklüğü, kudreti, insanları sürekli olarak görüp-işittiği, dualara icabet edeceği fazla düşünülmez. Önceden ezberlenmiş olan dua kalıpları tekrarlanır, durur. , Allah’ın Kuran aracılığıyla insanlara duyurduğu dua çok farklıdır.

Kuran’a göre dua etmek, Allah’a ulaşabilmenin en kolay yoludur. Şimdi Allah’ın sıfatlarını bir düşünelim. O, insana şah damarından daha yakın olan, herşeyi bilen, işitendir… İnsanın içinden geçirdiği tek bir düşünce bile Allah’tan gizli kalmaz. O halde samimi olarak Allah’tan bir istekte bulunmak için insanın sadece düşünmesi bile yetmektedir. İşte Allah’a ulaşmak bu denli kolaydır.

İnsan kulluk bilincinde olduğu sürece Allah Katında bir değer kazanabilir. Bu yüzden insanın Allah’a yönelmesi, hataları konusunda Allah’a itirafta bulunması ve sadece Allah’tan yardım dilemesi gerekmektedir. Bunun dışında bir davranış tarzı Allah’a karşı büyüklenmektir ki, Kuran’da bunun cezasının sonsuz cehennem olduğu bildirilir.
Günümüz toplumlarında dikkat çeken bir gerçek, diğer birçok ibadet gibi duanın da terk edilmiş bir gelenek olarak düşünüldüğüdür. Aslında bu düşüncenin gelişmesinin perde arkasında “Allah’tan bağımsız, kendi kendisine işleyen bir dünya” olabileceği telkini yatmaktadır. İnsanların büyük bir kısmı ister istemez yaşantılarının başlangıcından sonuna kadar tüm olayların kendilerinin ve çevrelerindeki insanların kontrolünde cereyan eden olaylar olduğunu düşünürler. Bu yüzden de ölümle burun buruna gelmeden ya da çok büyük bir felaketle karşılaşmadan Allah’a dua etme ihtiyacı duymazlar. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgıda öyle bir noktaya gelenler olur ki, bunlar duayı adeta geçmiş zamanlardan günümüze kadar ulaşmış bir sihir tekniği olarak algılarlar. Halbuki dua, yaşamın geneline yayılacak başlıbaşına bir ibadettir.

İnsanların tamamı duaya muhtaçtır. Fakir ve zor şartlar altında yaşayan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, dua konusunu temelinden yanlış anlamak demektir. Maddi durumu iyi olan, hayatta tüm istediklerine kavuştuğunu düşünen bir insanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmek son derece hatalıdır. Çünkü bu durumda dua etmenin tek sebebinin dünyevi arzuların tatmini olduğu anlamı çıkmaktadır. Oysa müminler hem dünya hayatları için, hem de ahiretleri için dua ederler. Dua beraberinde tevekkülü de getirir. Dua eden insan, karşısına çıkabilecek zor ya da kolay her türlü durumu, tüm olayları, kainatın Yaratıcısı ve Hakimi olan Allah’ın takdirine bırakmış demektir. Bir problemi çözmenin ya da önlemenin bütün yollarının evrendeki tüm kudretin sahibi olan Allah’a dayandığını bilmek, tüm işleri ona havale etmek ve sadece ona dua etmek, mümin için bir ferahlık ve güven kaynağıdır.

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Halifelerden Bazi Dualar..

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

dualar Halife Hz. Ebu Bekir e aittir.

Efendimiz aleyhissalatu vesselam ;iyi huylar 360 tanedir.
Ebu Bekir sordu:
Ya Rasulallah onlardan bende birsey var mi ?
Hz Rasul buyurdu:
hepside sende vardir… (ibni Asakir)

Efendimiz aleyhissalatu vesselam;
Ey Ebudderda! senden daha hayirli olan birkimsenin onunde yurume. Ebu Bekir, uzerine gunes dogup batan kimselerin en hayirlisidir… ( Taberani)

Efendimiz aleyhissalatu vesselam;
Ebu Bekir benim vezirim ve magara arkadasimdir. onunhakkindaki vasiyetimi cigneyene sefaatim erismesin… (Suyuti, Cemiu’l Kebir)

Cibril (a.s) buyurdu ki :
Ebu Bekir, yerdeki sohretinden cok gokte meshurdur ve melekler onu “Kureysin halimi (yumusak gonullusu) “diye isimlendirirler. o hayatinda senin vezirin, vefatindan sonra halifendir…. (es salavatu’l Hamia)

Ebu Bekir i sevmek , ona tesekkur etmek kendisini korumak ummetime VAcibtir… (darekutni)

HzbuBekir cok dua eden bir kalbe sahiptir. ozelleikle gecenin bi yarisindan sonra, secccadesinin basinda oturur ve belki saatlerce oylece kalir ve ALlah a yakarislarda bulunurdu
bi kac ornegi….

ALlah im, Senden isimin sonusunda hayirli oladak seyi talep ediyorum. Allahim! Bana verecegin hayr, hosnutlugun ve Naim cennetlerinde yuksek dereceler olsun….
(AMIIIINNNNNNN)

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Kur’an-ı Kerim Meali

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

Kur’an-ı Kerim Meali
( Elmalılı Hamdi Yazır )

1 - Fatiha Suresi 2 - Bakara Suresi     3 - Ali İmran Suresi

4 - Nisa Suresi 5 - Maide Suresi 6 - Enam Suresi

7 - Araf Suresi 8 - Enfal Suresi 9 - Tevbe Suresi

10 - Yunus Suresi 11 - Hud Suresi 12 - Yusuf Suresi

13 - Rad Suresi 14 - İbrahim Suresi 15 - Hicr Suresi

16 - Nahl Suresi 17 - Isra Suresi 18 - Kehf Suresi

19 - Meryem Suresi 20 - Taha Suresi 21 - Enbiya Suresi

22 - Hacc Suresi 23 - Muminun Suresi 24 - Nur Suresi

25 - Furkan Suresi 26 - Suara Suresi 27 - Neml Suresi

28 - Kasas Suresi 29 - Ankebut Suresi 30 - Rum Suresi

31 - Lokman Suresi 32 - Secde Suresi 33 - Ahzab Suresi

34 - Sebe Suresi 35 - Fatir Suresi 36 - Yasin Suresi

37 - Saffat Suresi 38 - Sad Suresi 39 - Zümer Suresi

40 - Mumin Suresi 41 - Fussilet Suresi 42 - Sura Suresi

43 - Zuhruf Suresi 44 - Duhan Suresi 45 - Casiye Suresi

46 - Ahkaf Suresi 47 - Muhammed Suresi 48 - Fetih Suresi

49 - Hucurat Suresi 50 - Kaf Suresi 51 - Zariyat Suresi

52 - Tur Suresi 53 - Necm Suresi 54 - Kamer Suresi

55 - Rahman Suresi 56 - Vakia Suresi 57 - Hadid Suresi

58 - Mücadele Suresi 59 - Hasr Suresi 60 - Mümtahine Suresi

61 - Saff Suresi 62 - Cuma Suresi 63 - Münafikun Suresi

64 - Tegabun Suresi 65 - Talak Suresi 66 - Tahrim Suresi

67 - Mülk Suresi 68 - Kalem Suresi 69 - Hakka Suresi

70 - Mearic Suresi 71 - Nuh Suresi 72 - Cinn Suresi

73 - Müzzemmil Suresi 74 - Müddessir Suresi 75 - Kıyamet Suresi

76 - İnsan Suresi 77 - Murselat Suresi 78 - Nebe Suresi

79 - Naziat Suresi 80 - Abese Suresi 81 - Tekvir Suresi

82 - İnfitar Suresi 83 - Mutaffifin Suresi 84 - İnsikak Suresi

85 - Buruc Suresi 86 - Tarik Suresi 87 - Ala Suresi

88 - Gasiye Suresi 89 - Fecr Suresi 90 - Beled Suresi

91 - Şems Suresi 92 - Leyl Suresi 93 - Duha Suresi

94 - İnşirah Suresi 95 - Tin Suresi 96 - Alak Suresi

97 - Kadir Suresi 98 - Beyyine Suresi 99 - Zilzal Suresi

100 - Adiyat Suresi 101 - Karia Suresi 102 - Tekasür Suresi

103 - Asr Suresi 104 - Hümeze Suresi 105 - Fil Suresi

106 - Kureyş Suresi 107 - Maun Suresi 108 - Kevser Suresi

109 - Kafirun Suresi 110 - Nasr Suresi 111 - Leheb Suresi

112 - İhlas Suresi 113 - Felak Suresi 114 - Nas Suresi

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Dünya Osmanlı`nın Yayına Şaşıyor

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

Alman televizyon Kanalı ZDF, Osmanlı ordusunun Kullandığı Yayı tanıttı.
Yayı germek maharet ve en önemlisi güç ister. Bir osmanlı 70 kılograma kadar germe gücüne sahipti.
Araba kazalarının sonuçlarının test edildiği bir ortamda yapılan deneyde yayın namına layık olduğunu göreceğiz.
Deney ürününe metal plak takılıyor, metal plak 1500 lü yıllarda kullanılan zırhların sertliğini veriyor.
İşte Osmanlı yayının anlatlıldığı Türkçe altyazılı Belgeselden kesit

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Kütüb-i Sitte

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007


Kütüb-i Sitte Ana Kategorileri

AF VE MAĞFİRET BÖLÜMÜ AF VE MAĞFİRET BÖLÜMÜ   ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ
ALLAH'IN SIFATLARI BÖLÜMÜ ALLAH’IN SIFATLARI BÖLÜMÜ   ARİYET BÖLÜMÜ ARİYET BÖLÜMÜ
AV BÖLÜMÜ AV BÖLÜMÜ   AZAD MÜDEBBER KILMA; MUKATEBE VE KÖLE İLE MUSAHABE AZAD MÜDEBBER KILMA; MUKATEBE VE KÖLE İLE MUSAHABE
BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ   BORÇ VE ÖDEME ADABI BÖLÜMÜ BORÇ VE ÖDEME ADABI BÖLÜMÜ
BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ   CİDAL VE MİRA BÖLÜMÜ CİDAL VE MİRA BÖLÜMÜ
CİHAD BÖLÜMÜ CİHAD BÖLÜMÜ   DUA BÖLÜMÜ DUA BÖLÜMÜ
DÜNYANIN VE BAZI YERLERİNİN ZEMMEDİLMESİ BÖLÜMÜ DÜNYANIN VE BAZI YERLERİNİN ZEMMEDİLMESİ BÖLÜMÜ   DİYET BÖLÜMÜ DİYET BÖLÜMÜ
EMEL VE ECEL BÖLÜMÜ EMEL VE ECEL BÖLÜMÜ   FERAİZ BÖLÜMÜ FERAİZ BÖLÜMÜ
FEZAİL BÖLÜMÜ FEZAİL BÖLÜMÜ   FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
GADAB (ÖFKE) BÖLÜMÜ GADAB (ÖFKE) BÖLÜMÜ   GADR (VEFASIZLIK) BÖLÜMÜ GADR (VEFASIZLIK) BÖLÜMÜ
GASB BÖLÜMÜ GASB BÖLÜMÜ   GAZVELER BÖLÜMÜ GAZVELER BÖLÜMÜ
GIYBET VE NEMİME BÖLÜMÜ GIYBET VE NEMİME BÖLÜMÜ   HACC VE UMRE BÖLÜMÜ HACC VE UMRE BÖLÜMÜ
HASEDLE İLGİLİ BÖLÜM HASEDLE İLGİLİ BÖLÜM   HAYA BÖLÜMÜ HAYA BÖLÜMÜ
HEDYE BÖLÜMÜ HEDYE BÖLÜMÜ   HIRS BÖLÜMÜ HIRS BÖLÜMÜ
HUDUD BÖLÜMÜ HUDUD BÖLÜMÜ   HUL' BÖLÜMÜ HUL’ BÖLÜMÜ
HULK (HUY) BÖLÜMÜ HULK (HUY) BÖLÜMÜ   HİBE BÖLÜMÜ HİBE BÖLÜMÜ
HİCRETLER BÖLÜMÜ HİCRETLER BÖLÜMÜ   HİDANE BÖLÜMÜ HİDANE BÖLÜMÜ
HİLAFET VE İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM HİLAFET VE İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM   KADER BÖLÜMÜ KADER BÖLÜMÜ
KANAAT BÖLÜMÜ KANAAT BÖLÜMÜ   KAPLARLA İLGİLİ BÖLÜM KAPLARLA İLGİLİ BÖLÜM
KASAME BÖLÜMÜ KASAME BÖLÜMÜ   KATL BÖLÜMÜ KATL BÖLÜMÜ
KAZA (DAVA) VE HÜKÜM BÖLÜMÜ KAZA (DAVA) VE HÜKÜM BÖLÜMÜ   KEBAİR BÖLÜMÜ KEBAİR BÖLÜMÜ
KESB (KAZANÇ) BÖLÜMÜ KESB (KAZANÇ) BÖLÜMÜ   KISAS BÖLÜMÜ KISAS BÖLÜMÜ
KISKANÇLIK BÖLÜMÜ KISKANÇLIK BÖLÜMÜ   KISSALAR BÖLÜMÜ KISSALAR BÖLÜMÜ
KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ   KORKU BÖLÜMÜ KORKU BÖLÜMÜ
KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ KUR’AN’IN TERTİBİ BÖLÜMÜ   KUR'AN'IN TİLAVETİ VE KIRAATI BÖLÜMÜ KUR’AN’IN TİLAVETİ VE KIRAATI BÖLÜMÜ
KİBİR VE UCUB BÖLÜMÜ KİBİR VE UCUB BÖLÜMÜ   KİTABU'Z ZİKR KİTABU’Z ZİKR
LAKİT BÖLÜMÜ LAKİT BÖLÜMÜ   LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ
LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ   LİAN BÖLÜMÜ LİAN BÖLÜMÜ
LİBAS (GİYECEKLER) BÖLÜMÜ LİBAS (GİYECEKLER) BÖLÜMÜ   MEDH BÖLÜMÜ MEDH BÖLÜMÜ
MEHİR BÖLÜMÜ MEHİR BÖLÜMÜ   MESCİDLER BÖLÜMÜ MESCİDLER BÖLÜMÜ
MEV'İZELER BÖLÜMÜ MEV’İZELER BÖLÜMÜ   MUDAREBE BÖLÜMÜ MUDAREBE BÖLÜMÜ
MUHTELİF NEV'E GİREN HADİSLER MUHTELİF NEV’E GİREN HADİSLER   MUSİKİ VE EĞLENCE BÖLÜMÜ MUSİKİ VE EĞLENCE BÖLÜMÜ
MÜSABAKA VE ATICILIK BÖLÜMÜ MÜSABAKA VE ATICILIK BÖLÜMÜ   MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ
MİZAH VE ŞAKALAŞMA BÖLÜMÜ MİZAH VE ŞAKALAŞMA BÖLÜMÜ   MÜZARAA (ZİRAİ ORTAKLIK) BÖLÜMÜ MÜZARAA (ZİRAİ ORTAKLIK) BÖLÜMÜ
NAMAZ BÖLÜMÜ NAMAZ BÖLÜMÜ   NASİHAT VE MEŞVERET BÖLÜMÜ NASİHAT VE MEŞVERET BÖLÜMÜ
NEFSİN AFETLERİNE TEMAS EDEN HADİSLER NEFSİN AFETLERİNE TEMAS EDEN HADİSLER   NEZİR (ADAK) BÖLÜMÜ NEZİR (ADAK) BÖLÜMÜ
NİFAK BÖLÜMÜ NİFAK BÖLÜMÜ   NİKAH BÖLÜMÜ NİKAH BÖLÜMÜ
NİYET VE İHLAS BÖLÜMÜ NİYET VE İHLAS BÖLÜMÜ   ORUÇ BÖLÜMÜ ORUÇ BÖLÜMÜ
OYUN VE EĞLENCE BÖLÜMÜ OYUN VE EĞLENCE BÖLÜMÜ   PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ
RAHMET BÖLÜMÜ RAHMET BÖLÜMÜ   REHİN BÖLÜMÜ REHİN BÖLÜMÜ
RIFK BÖLÜMÜ RIFK BÖLÜMÜ   RİYA BÖLÜMÜ RİYA BÖLÜMÜ
RÜYA TABİRİ BÖLÜMÜ RÜYA TABİRİ BÖLÜMÜ   SABIR BÖLÜMÜ SABIR BÖLÜMÜ
SADAKA VE NAFAKA BÖLÜMÜ SADAKA VE NAFAKA BÖLÜMÜ   SEFER (YOLCULUK) VE ADABI BÖLÜMÜ SEFER (YOLCULUK) VE ADABI BÖLÜMÜ
SEHAVET VE KEREM BÖLÜMÜ SEHAVET VE KEREM BÖLÜMÜ   SIDK (DOĞRULUK) BÖLÜMÜ SIDK (DOĞRULUK) BÖLÜMÜ
SILA-İ RAHM BÖLÜMÜ SILA-İ RAHM BÖLÜMÜ   SOHBET BÖLÜMÜ SOHBET BÖLÜMÜ
SUAL BÖLÜMÜ SUAL BÖLÜMÜ   SİHİR VE KEHANETLE İLGİLİ BÖLÜM SİHİR VE KEHANETLE İLGİLİ BÖLÜM
TAHARET BÖLÜMÜ TAHARET BÖLÜMÜ   TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
TEFSİR BÖLÜMÜ - TEFSİRİN HÜKMÜ HAKKINDA TEFSİR BÖLÜMÜ - TEFSİRİN HÜKMÜ HAKKINDA   TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM
TEŞEKKÜR BÖLÜMÜ TEŞEKKÜR BÖLÜMÜ   TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ
UĞURSUZLUK VE FAL BÖLÜMÜ UĞURSUZLUK VE FAL BÖLÜMÜ   UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ
UYUMA VE UYANMA BÖLÜMÜ UYUMA VE UYANMA BÖLÜMÜ   VAAD BÖLÜMÜ VAAD BÖLÜMÜ
VAKIF BÖLÜMÜ VAKIF BÖLÜMÜ   VASİYET BÖLÜMÜ VASİYET BÖLÜMÜ
VEKALET BÖLÜMÜ VEKALET BÖLÜMÜ   YALAN BÖLÜMÜ YALAN BÖLÜMÜ
İÇECEKLER BÖLÜMÜ İÇECEKLER BÖLÜMÜ   İDDET VE İSTİBRA BÖLÜMÜ İDDET VE İSTİBRA BÖLÜMÜ
YEMİN BÖLÜMÜ YEMİN BÖLÜMÜ   İFLAS BÖLÜMÜ İFLAS BÖLÜMÜ
İHYA'UL MEVAT BÖLÜMÜ İHYA’UL MEVAT BÖLÜMÜ   YILDIZLAR BÖLÜMÜ YILDIZLAR BÖLÜMÜ
İLA BÖLÜMÜ İLA BÖLÜMÜ   İLAVELER BÖLÜMÜ İLAVELER BÖLÜMÜ
İLİM BÖLÜMÜ İLİM BÖLÜMÜ   İMAN VE İSLAM HAKKINDA İMAN VE İSLAM HAKKINDA
İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ   YİYECEKLER BÖLÜMÜ YİYECEKLER BÖLÜMÜ
ZEBAİH (KESİMLER) BÖLÜMÜ ZEBAİH (KESİMLER) BÖLÜMÜ   ZEKAT BÖLÜMÜ ZEKAT BÖLÜMÜ
ZIHAR BÖLÜMÜ ZIHAR BÖLÜMÜ   ZÜHD VE FAKR BÖLÜMÜ ZÜHD VE FAKR BÖLÜMÜ
ZİNET BÖLÜMÜ ZİNET BÖLÜMÜ   ÖLÜM BÖLÜMÜ ÖLÜM BÖLÜMÜ
ÖLÜMÜ TEMENNİ BÖLÜMÜ ÖLÜMÜ TEMENNİ BÖLÜMÜ   ŞİRKET BÖLÜMÜ ŞİRKET BÖLÜMÜ
ŞİİR BÖLÜMÜ ŞİİR BÖLÜMÜVeritabanında 5972 Hadis ve 920 Kategoriler bulunuyor

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Şamil Sam, son sınavına Ankara’da çıkıyor!

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

Şamil Sam, son sınavına Ankara’da çıkıyor!

Dünya Boks Konseyi (WBC) Kıtalararası Boks Şampiyonu Sinan Şamil Sam, Amerikalı dünya ağır sıklet boks eski şampiyonu Oliver McCall ile Ankara’da ünvan maçına çıkacak. Ankara Atatürk Spor Salonu’nda 16 Haziran tarihinde yapılacak ünvan karşılaşması öncesinde bir basın toplantısı düzenlendi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezi’nde yapılan toplantıya, Sinan Şamil Sam, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Caner Doğaneli ve Arena Boks Kulübü Başkanı Ahmet Öner katıldı. Kıtalararası Boks Şampiyonu boksör Sinan Şamil Sam, yaptığı açıklamada, en büyük hayalinin önemli bir ünvan maçını Türkiye’de oynamak olduğunu belirterek, bu hayalini gerçekleştireceği için çok mutlu olduğunu söyledi. Şampiyon boksör Sam, böylesine büyük bir organizasyonun Türkiye’de ilk defa yapılacağını belirterek şöyle konuştu: “Amerikalı rakibim çok kaliteli bir boksör. Dünyanın en iyi boksörü olarak kabul edilen Lennox Lewis’i nakavt etmeyi başaran bir boksör. Zaten böylesine önemli ünvan maçında zayıf bir rakiple oynayamazsınız. Ünvan maçında Amerikalı rakibim Oliver McCall’a karşı daha şanslı olduğumu düşünüyorum”

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

BOP, Kürtler, Kutlu Doğum, irtica!

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

BOP, Kürtler, Kutlu Doğum, irtica!

BOP’a göre Kürtler, diğer Müslüman halk ve kavimlerden yalıtılmak istenmektedir. Irak’ta bu büyük ölçüde başarıldı. Şu anda Kuzey Irak’a çekilen Kürtler, Araplardan ve Türkmenlerden kendilerini ciddi bir biçimde tecrit etmektedirler.
Stres ve gerilim yüklü kent hayatı, medyanın etkinleşmesi, son zamanlarda Danimarka’dan başlayarak her yerde Peygamber Efendimiz (sas)’e yapılan hakaretler, Avrupa’nın ve ABD’nin “medeniyetler çatışması” tezi çerçevesinde “İslamfobisi” üzerinden yürüttüğü politik kampanyalar ve biraz da bize özgü ortaya çıkan yepyeni tehdit algısı dolayısıyla bu tür kutlamalara olan ilgiyi artırdı. Bizim görevimiz, bildiğimiz doğruları açıklamak, uyarmak. Toplum bazen yine bildiğini okuyor…
BOP’a göre Kürtler, diğer Müslüman halk ve kavimlerden yalıtılmak istenmektedir. Irak’ta bu büyük ölçüde başarıldı. Şu anda Kuzey Irak’a çekilen Kürtler, Araplardan ve Türkmenlerden kendilerini ciddi bir biçimde tecrit etmektedirler; işgal kuvvetlerinin desteğinde Irak’ta etnik arındırma süreci yaşanmaktadır. Yakın bir gelecekte etnik ve mezhep grupları arasında duvarlar çekilecektir, bu yönde ihaleler tamamlandı bile…
Şimdi sormak lazım. Eğer bölgesel konjonktür tarih boyunca bir arada yaşayan grupları birbirinden ayırıp küçük politik gettolara hapsetmeyi hedeflemişse ve artık sözcüler “biz bir arada yaşamak istemiyoruz” diyebiliyorsa, biz Kürtleri Türklerle ve diğer gruplarla nasıl bir arada tutacağız?
Her şeyi güç kullanarak çözebilir miyiz? İki kardeş arasında ihtilaf varsa, önce bu ihtilafa sebep olan konulara inmek, herkese hakkını teslim etmek ve buna paralel manen takviye ve tahkim etmek üzere kardeşlik ruhuna vurgu yapmaktan başka çözüm nedir? İslamiyet, din, Hz. Muhammed (sas), nasıl böylesine bıçak sırtı bir zamanda “bir tehdit unsuru” olarak görülebilir? Irak’ta olup bitenler çevre ülkelere ve bize yeterince öğretici, ibret verici olması gerekmez mi?
2.5.2007 / ALİ BULAÇ / ZAMAN

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Duânin Kabul Edilmesinin şartlari

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

Duânin Kabul Edilmesinin şartlari


1- Düzgün bir imana, Ehli sünnet itikadına sahip olmalıdır.

Hadis-i şerifte, “Bid’at ehlinin duâsı ve ibâdetleri kabul olmaz.” buyuruldu. Bunun için Peygamber Efendimiz ve Eshabı gibi Ehli sünnet itikatına sahip olmamız lâzımdır. Ehli sünnete göre; Îman artmaz ve azalmaz. Büyük günah işlemekle îman gitmez.Gayba îman esastır. Allahü teâlâ Cennette görülecektir. Ameller (İbâdetler) îmandan parça değildir. Amelde dört mezhebden birine tâbi olmak şarttır. Eshâb-ı kirâmın ve ehl-i beytin ve Peygamberimizin zevcelerinin hepsini sevmek şarttır. Dört halîfenin üstünlükleri, hilâfet sırasına göredir.Namaz, oruç, sadaka gibi nâfile ibâdetlerin sevabını başkasına hediye etmek câizdir. Mîraç; ruh ve beden olarak yapılmıştır. Evliyânın kerâmeti haktır. Şefaat haktır. Mest üzerine mesh câizdir. Kabir suâli vardır. Kabir azâbı ruh ve bedene olacaktır.İnsanları ve işlerini de Allahü teâlâ yaratır. İnsanda irâde-i cüz’iyye vardır. Rızık, helâldan da olur, haramdan da olur. Velîlerin ruhları ile tevessül edilir ve onların hâtırına duâ edilir… (Daha geniş bilgi için “Seadet-i Ebediyye” isimli, bid’atlerden uzak, her türlü dini bilgiye havi ilmihal kitabına müracaat edilmelidir. Hakikat kitabevi – 0212 523 45 56)

2- Farzları yapıp haramlardan, kul hakkından sakınmalıdır!

İbrâhîm-i Edhem hazretlerine sordular: “Allahü teâlâ, “Ey kullarım! Benden isteyiniz! Kabûl ederim, veririm” buyuruyor. Halbuki, istiyoruz, vermiyor? “

Bunlara şöyle cevap verdi: “ Allahü teâlâyı çağırırsınız, Ona itaat etmezsiniz. Peygamberini tanırsınız, Ona uymazsınız. Kur’an-ı kerimi okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenâb-ı Hakkın nîmetlerinden faydalanırsınız, Ona Şükretmezsiniz. Cennetin, ibâdet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennemi, âsîler için yarattığını bilirsiniz, Ondan sakınmazsınız. Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Aybınıza bakmayıp, başkalarının ayıblarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına Şükretsin! Daha ne isterler? Duâlarının netîcesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?”

Evet, Allahü teâlâ, Mümin sûresinin altmışıncı âyetinde, “Duâ ediniz, kabûl ederim”, isteyiniz, veririm buyuruyor. Fakat, duânın kabul olması için, beş şart vardır: Duâ edenin müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikatında olması, haram işlemekten, bilhassa haram yimekten, içmekten sakınması, farzları yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekât vermesi, Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lâzımdır.

Allahü teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Birşey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsan eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur. Evliyâsının hatırı için, âdetini bozarak, bunlar duâ edince veya Evliyâyı kiram vesîle edilerek duâ edilince, bunlara “Kerâmet” olarak, sebebe hâcet kalmadan, doğruca istenileni verir.”

Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri, duâsı makbûl bir zât idi. İnsanlar, duâsını alabilmek için uzak yerlerden gelirlerdi. Bir gün birisi gelip:

- Efendim, son nefeste selâmetle gidebilmemiz için duâ buyurun, dediğinde;

- Her kim farzları edâ ettikten sonra, duâ ederse duâsı kabûl olur. Sen farzdan sonra duâ ederken bizi de hatırlarsan biz de seni hatırlarız. Bu durum hem sizin, hem de bizim için duânın kabûl olmasına vesîle olur, buyurdu.

Ebül Hasan-ı Harkani hazretleri, sefere çıkan talebelerine, “Sıkışınca benden yardım isteyin!” buyurur. Yolda talebelerini, eşkıya yakalar. Onlar, kurtulmaları için Allahü teâlâya duâ ederler; fakat kurtulamazlar. Bir talebe “Ya Ebel Hasan, imdat!” der. O talebeyi eşkıya göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, “Biz Allahtan yardım istediğimiz hâlde soyulduk. Fakat şu arkadaşımız, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?” derler. O da, “Siz Allahü teâlâyı, haram giren, haram çıkan bir ağızla, çağırdınız. Bu ise, Ebül-Hasen ile tevessül eyledi. Ebül Hasen, kul hakkına dikkat eder, haram yemez, gıybet etmez, haram işlemez. Allahü teâlâ, bunun sesini Ebül-Hasene duyurdu. Ebül-Hasen de, bunun kurtulması için duâ etti. Duâsı kabûl oldu. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi”. diye cevap verir.

Allahü teâlâ, evliyâsının duâlarını kabûl edeceğini Kur’ân-ı kerîmde bildirmektedir. Mâide sûresinin yirmiyedinci âyetinde meâlen, “Allahü teâlâ, ancak takvâ sâhiblerinin ibâdetlerini, duâlarını kabûl eder” buyuruldu. Hadîs-i şerîfte de, “Saçları dağınık ve kapılardan kovulan öyle kimseler vardır ki, bir şey için yemin etseler, Allahü teâlâ onları doğrulamak için o şeyi yaratır” buyuruldu.

Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri Peygamber efendimize dedi ki:

- Yâ Resûlallah, duâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabûl etsin.

Cevâbında buyurdu ki:

- Duânızın kabûl olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri harâmdır. Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ nasıl kabûl olunur?

Diğer hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“On dirhemlik elbisenin bir dirhemlik kısmı haram kazançtan gelse, o elbise ile kılınan namaz kabul olmaz.”

“Şarap içenin namazı kırk gün kabul olmaz.”

“Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri harâmdır, sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ nasıl kabûl edilir?”

3- Kıymetli vakitlerde duâ etmelidir

Cuma günü ve gecesi, ezân vakti, ezan ve ikâmet arası, her günün seher vakti, gecenin ikinci yarısı, Receb’in ilk gecesi, Şâban’ın onbeşinci gecesi, Bayram geceleri, Arefe günü, Ramazan gün ve geceleri, iftar zamanı, her günün zevâl vakti, Cuma günü öğle ile ikindi arası kıymetli vakitlerdir. Bu vakitleri ganimet bilmelidir.

Hastalık hâli, aile ve vatanından uzak kalındığı zaman, farz namazlardan sonra, İhlâs sûresi okunduktan sonra, yağmur yağarken, düşmanla karşı karşıya gelince, oruçlu olduğu zaman, kalbinde incelik hissettiği anda duâ etmelidir. Çünkü kalbdeki incelik rahmet kapısının açık olduğuna işarettir.Rabbimiz, seher vakti, “Duâ eden yok mu kabul edeyim!” buyurur.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Dertli müminin duâsını ganimet bilin!” .

“Beş vakt farz namazdan sonra yapılan duâ kabûl olur”

“Gecenin son üçte birinde, dünya semâsını rahmetiyle dolduran Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duâsını kabûl edeyim.”

“Oruçlunun duâsı reddolunmaz.”

“Üç duâ vardır ki, Bunların kabul edileceğinden şüphe yoktur. Mazlumun duâsı, misafirin duâsı ve babanın evladına duâsı “

4- Kabûl edileceğine inanarak duâ etmelidir.

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde “Duâ edin, kabûl edeyim” buyuruyor. Bunun için duânın kabûl edileceğinden şüphe etmemelidir. Şartlarına riâyet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir.

Peygamber efendimiz buyurdu ki:

“Allahü teâlâya, kabûl edileceğine tam inanarak duâ ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gâfil bir kalb ile yapılan duâyı kabûl etmez.”

“Duâ ettim kabul edilmedi demedikçe, duâ kabul edilir”

Kur’an-ı kerimin ve duânın tesir etmesi için, okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır.

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Allahü teâlâ, duânızı kabûl eder. Duâ ettim, hâlâ duâm kabûl olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”

“Duâ eden, üç şeyden hâli değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, Yahut âhırette mükâfatını bulur.”

“Rabbiniz, şüphesiz hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.”

“Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur.”

Duâda acelenin nasıl olduğu sorulunca Peygamber Efendimiz “Duâ ettim de kabûl edilmedi demektir” buyurdu.

Duânın kabûlü için acele etmemelidir. Duâya devam etmeli, usanmamalıdır. Allahü teâlâ, duâ etmeyi ve duâ edeni sever. Kabûl etdiği hâlde, istenileni vermeği gecikdirerek, duânın ve sevabının çok olmasını ister. Duâyı, hiç olmazsa, yedi kerre tekrar etmelidir. Duâ edip de duâsı dünyada kabul edilmeyenlere, Kıyamet günü Allahü teâlâ, “Bu senin falan zamanda ettiğin duâdır. O duânın yerine sana şu sevabları veriyorum” buyuracak, o kadar çok sevab verecek ki, o kimse, “Keşke dünyada hiçbir duâm kabul olmasaydı da, bugün onların karşılıklarını görseydim” diyecektir.

5- Belâ gelmeden önce çok duâ etmelidir.

Duâ, sıkıntılı zamanlarda, belâ geldiğinde değil her zaman edilmelidir. Rahat ve huzur zamanlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamanlarındaki duâları çabuk kabûl olur. Sevgili Peygamberimiz, “Şiddet ânında duâsının kabûl edilmesini isteyen kimse, refah zamanında çok duâ etsin!” buyurmuştur.

Ebû İshak hazretlerinden duâ istediler. Duâ etti. Duâsının kabûl edildiğini gören bir talebesi, “Efendim, bu duâyı bana da öğretin, ihtiyâç hâlinde ben de edeyim” dedi. O da, “Bu duânın kabûl edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar ve devamlı ettiğim duâlar ve harâm lokmadan sakınmamdır.” buyurdu.

Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye, adamın birinin, duâ ederken “Yâ Rabbî! Bana rahmet kapısını aç!” dediğini işitince; Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun? dedi

Rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için, sadece sıkıntılı zamanlarda dağil her zaman duâ etmeliyiz!

6- Sebeplere yapışmalıdır

Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesine uymadan, sebeplere yapışmadan, çalışmadan duâ etmek, Allahü teâlâdan mucize istemek demektir. Müslümanlıkta, hem çalışılır, hem de duâ edilir. Önce sebebe yapışmak, sonra duâ etmek lâzımdır.

Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ dâimâ çalışmağı emretmektedir. İnsan bütün gayreti ile çalışacak, bütün zâhirî sebeplere yapışacak, ancak ondan sonra Allahü teâlâdan istiyecektir. Çalışmadan önce değil, çalışırken, başarabilmek, kazanmak için, Rabbine yalvararak, Ondan yardım bekliyecektir

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir.”

Adet-i ilâhiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak lâzımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine, çalışmadan da, ihsân eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.

Sebeplere yapışarak, yalvararak, ağlıyarak ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duânın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve sıkıntılar kalmayıncaya kadar, böyle duâ etmelidir. Başkalarının ettiği duâ da faydalı ise de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâc almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Eve girip çıkarken hangi duaları okumalı?

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

Eve girip çıkarken hangi duaları okumalı?


Eve Âyet-el kürsi ve İhlas suresini okuyarak girmeli. Bir hadis-i şerif meali:

(Eve girerken İhlas-ı şerifi okuyan, yoksulluk görmez!) [Ey Oğul İlmihali]

Eshab-ı kiramdan Süheyl radıyallahü anh, bu tavsiyeye uyarak zengin olmuştur.

Eve sağ ayakla girip selam vermeli. Evde kimse yoksa, (Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn) demeli. Evden çıkarken de Âyet-el-kürsi’yi okumalı. Bir hadis-i şerif meali:

(Evinden çıkarken “Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah” diyen,

tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizi]

Evden çıkarken Âyet-el-kürsi’yi okuyan her işinde başarılı olur. Eve gelince de okunursa, iki Âyet-el-kürsi arasındaki işler hayırlı olur.

Yazı kategorisi: Kategorilenmemiş | Etiketler: | Yorum Yok »

Hz. Aişe validemize bildirilen duâ

Yazan: beysehirliyiz Mayıs 3, 2007

 

Hz. Aişe validemize bildirilen duâ


Resûl-i Ekrem efendimiz hazret-i Âişe’ye hitâben şöyle buyurmuştur:

“Bütün duâların mânâlarını içine toplayan cümleler ile duâ et, duâ ederken şöyle söyle:

‘Allahım! Hâlde ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri senden ister, bildiğim ve bilmediğim hâlde ve gelecekte bütün kötülüklerden sana sığınırım.

Allahım! Cenneti ve Cennete götürecek söz ve işleri senden ister, Cehennemden ve Cehenneme sürükleyecek söz ve hareketlerden sana sığınırım.

Allahım! Kulun ve Resûlün Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellemin senden istediği hayır ve iyilikleri senden ister ve sana sığınıp ilticâ ettiği (kötülüklerden) her şeyden ben de sana sığınırım.

Allahım! Benim için takdir ettiğin herşeyin sonu hayır olmasını senden, senin merhametinden dilerim. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!”

* * *

Resûl-i Ekrem efendimiz hazret-i Fâtıma’ya şöyle buyurdu:

“ Duâ ederken şöyle söyle:

Ey hayy u kayyûm olan Allahım! Bütün işlerimi düzeltmeni, bir an bile beni kendi başıma bırakmamanı, rahmetine sığınarak senden isterim.”

* * *

Resûl-i Ekrem efendimiz Ebû Bekr’e şu duâyı öğretmiştir:

“Allahım! Peygamberin Muhammed aleyhisselam, dostun İbrahim aleyhisselam, sırdaşın Mûsâ aleyhisselam, Kelîme ve ruhundan olan Îsâ aleyhisselam hürmetine,

Mûsâ’ya inen Tevrat, Îsâ’ya inen İncil, Dâvûd’a inen Zebûr, Muhammed aleyhisselâma inen Kur’ân hürmetine, bütün peygamberlerine yaptığın vahiy hürmetine,

Mahl