BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

BEYŞEHİR VE ÇEVRESİ

BARZANİ’NİN YAHUDİ OLDUĞUNU BELGELEDİ

Posted by beysehirliyiz Nisan 30, 2007

 

TARİHÇİ AHMET UÇAR BARZANİ’NİN YAHUDİ OLDUĞUNU BELGELEDİ

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı. Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e, arkasından da Kudüs’e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail’le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri’nin bağımsızlığını destekliyor.

1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles’teki Californiya Üniversitesi’nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt Yahudileri’nin hayatına ışık tutuyordu.

Ancak, Prof. Yona Sabar’ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu’nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani’ydi.

BİR TEK AİLE VAR

İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.

Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri’nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar’ın, Barzaniler’in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.

Ahmet Uçar’ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar’ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs’e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti’nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856′da Hahambaşı’nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan’da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861′de bir irade ile Kudüs’e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi’nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani’nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950′den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail’de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’

Ailede pek çok ünlü haham var

Siz Yahudi Kürtler konusu ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?

- Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler’den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi’nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut’un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail’de Kürtçe konuşan Yahudiler’in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak’tan İsrail’e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail’de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.

Peki ya Barzani ailesi?

- Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika’da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar’ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.

Ne buldunuz?

- Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak’taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi’nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul’a, arkasından Selanik’e sürgün edildiği belirtiliyor.

Başka bir belge veya delil var mı elinizde?

- Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail’e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan’a, hediye olarak bir ‘Kürt hançeri’ ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyor. Mart 1969′da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.

Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olduğunun anlaşılması, bölgeye ve tarihe bakışımızda değişikliklere sebep olabilir mi?

- Olmaz mı? Tevrat’ta ‘‘Vaadedilmiş Ülke’’ olarak Nil’le Fırat arasının işaret edildiğine dair yorumlar vardır. Ayrıca, Barzani ailesi sürekli Mehdi çıkartmaktadır. Yahudilik’te de Mehdilik çok önemlidir. Ama bir yanlış anlaşılma olmasın. Ben bütün Kürtler Yahudi’dir filan demiyorum.

MUHSİN KIZILKAYA FARKLI GÖRÜŞTE!..

Nereden başlasam… Biliyorsunuz, Yahudiler dünyanın her yerine dağılmış olan bir kavimdir. Tabiatıyla bir kısmı da Mezopotamya’da Kürtlerle iç içe yaşıyorlardı İsrail devleti kurulunca kadar. Kürtlerle birlikte yaşayan Yahudiler, iki grubu ayrılıyordu. Bir kısmı ticaretle, kuyumculukla, el sanatlarıyla uğraşırken, bir kısmı da toprak işleterek, Kürtler gibi yaşıyordu. Kürtler üzerine araştırma yapmış olan bütün Kürdologlara göre, Kürtlerin en önemli özelliği dillerine karşı olan kıskançlıklarıdır. Yabancı bir dili öğrenmede müthiş bir direnç gösterirken, başkalarına kendi dillerini öğretmede o kadar esnektirler. Kürtlerle birlikte yaşayan Süryaniler’in, Ermeniler’in, Yahudiler’in büyük bir kısmı Kürtçe bilir, fakat Kürtler bu dillerin hiç birini bilmezler.

Kürtlerle birlikte aynı yerlerde yaşayan Süryaniler, Ermeniler gibi, zaman içinde bazı Yahudi aileleri de, çeşitli nedenlerden, dinlerinden vazgeçerek Müslüman olmuşlar. O ailelerin birkaçını ben de tanıyorum ve şu anda Yahudilikle hiçbir ilgileri kalmamıştır. Bu tür ailelere Kürtler, “Binemal Cuhî” (Yahudi Kökenli) diye çağırırlar.

Yahudi aileler Hakkari’de olduğu gibi, Barzan’da da vardı. Barzan bölgesinde yaşayan Yahudiler’e, “Bîrker” denir. “Bîr” geleneksel Kürt kıyafeti olan şel û şepik’lerin dokunduğu tezgahın adıdır. Burada yaşayan Yahudiler’in bir kısmı, Barzan ailesinin erkeklerine şel û şepik dokuyorlardı. Barzaniler de onlara gözü gibi bakıyordu. Hatta Barzaniler bunlara Bêdiyal adlı bir köy vermiş, tümü bu köyde toplu halde yaşıyordu. İsrail devleti kurulunca da bir kısmı İsrail’e gitti, bir kısmı da kendi köylerinde kaldı. Tabiatıyla, bunların içinde hahamlar da vardı, sanatkarlar da, çiftçiler de… Buralarda yaşayan ahali, soyadlarıyla çağrılmaz. Hangi köyde yaşıyorsan, oralısın ve soyadın o köyün adıdır. Yaygın kanının aksine, Barzani adı sadece Barzani sülalesinden gelenlerin adı değildir. Barzan bölgesindeki aşiret konfederasyonuna mensup herkese Barzani denir. İşte Uçar’ın büyük buluş olarak bize sunduğu Sallum Barzani de muhtemelen, o bölgede yaşamış olan bir Yahudidir ve Barzani ailesiyle hiçbir ilişkisi yoktur.

Çünkü tarihçi Uçar’ın iddia ettiği gibi Barzan tek bir aşiret ve köyden müteşekkil değildir. Barzani aşireti, Beroji, Mizorî, Şêrvanî ve Dolemêri gibi dört aşiretten oluşan bir aşiret konfederasyonudur. Kökenleri, Amediye paşası Zübeyir’e dayanmaktadır. Bugünlerde, Doz Yayınları arasında çıkmış olan Mesut Barzani’nin babasının hayat hikayesini anlattığı “Barzani” adlı kitabında da belirttiği gibi, Barzani ailesinin kökleri Amediye paşalarına uzanır. 1600’lü yıllardan bugüne kadar gelen aile seceresinin içinde bir tane yabancı ada rastlanmaz. Aile, baştan beri İslam dinine bağlı, imam ve şeyhleriyle ünlüdür. Amediye Paşası Zübeyir’in oğlu Mansur’dan Mela Sait, Abdülrahim, Şeyh Mehmet, Mela Ehmedê Reş, Sait, Mela Abdülselam, Mela Tacettin, Mela Abdülrahim, Şeyh Mehmet 2, Mela Abdullah, Şeyh Abdülselam, Şeyh Mehmet 2, Musul’da Osmanlılar tarafından asılan Şeyh Abdülselam 2, Şeyh Ahmet ve Mela Mustafa Barzani’ye kadar yaklaşık dört yüz yıllık tarih boyunca Barzaniler, hep otoriteye kafa tutmuş, devletlerle yıldızı barışmamış, yerlerinden yurtlarından edilmiş, sürgüne gönderilmiş, çocukları hapishanelerde doğmuş, kıyıma uğramış bir ailedir.

BARZANİ HER ZAMAN İSRAİL’LE SIKI İLİŞKİ İÇİNDE OLUP ZAMAN ZAMAN CASUSLUK YAPTI

Ünlü Amerikalı gazeteci Jack Anderson, Washington Post’taki bir makalesinde şöyle yazıyordu: “Her ay kimliği belli olmayan bir İsrail yetkilisi İran sınırından Irak’a gizlice girerek Kürt lider Molla Mustafa Barzani’ye 50 bin Amerikan doları veriyor. Bu para Kürtler’in, İsrail karşıtı olan Irak hükümetine karşı faaliyetlerini sürdürmelerini sağlıyor.”

Anderson’ın o sıralarda yayınlanan bir CIA raporuna dayanarak verdiği bilgiler arasında, Molla Mustafa Barzani ile dönemin Mossad şefi Zvi Zamir arasındaki yakın ilişki de vardı.

Söz konusu rapora göre, Zamir, Barzani’yi Kuzey Irak’taki karargahında en azından bir kez ziyaret etmiş ve ondan Bağdat hükümetine karşı yürütülen saldırı ve sabotajların dozunu artırmasını istemişti. Bunun yanında, Irak’taki Yahudilerin İsrail’e gizlice göç edebilmeleri için de Barzani’den yardım istenmişti. Bu tür “rica”ların hepsi, Barzani tarafından olumlu karşılanıyor, İsrailliler de her ay düzenli verilen 50 bin dolarlık yardımların dışında, ekstra ödemeler yapıyorlardı.

İsrailli eski general Rafael Eitan’ın anıları da, İsrail-Barzani iş birliğinin boyutlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyan bilgiler sağlıyordu.

Anılarında yazdığına göre, Rafael Eitan, Mustafa Barzani’nin talebi üzerine, 1969 yılında Kuzey Irak’a giderek ayaklanmayı yakından görmüş ve ayaklanmanın lideri Barzani ile, mücadeleyi daha yaygın bir savaş haline dönüştürme konusunu görüşmüştü. Eitan ziyaretinden sonra, İsrail Savunma Bakanlığı’na, ayaklanan Kürtlerin çok iyi savaşmakla beraber gelişmiş savaş araçları ve silahlarından mahrum olduklarını, kendilerine yardım edilmesi gerektiğini bildiren bir rapor da yazmıştı.

Ayaklanmacı Kürtlerle kurduğu bu gizli ittifak, İsrail’e Irak ordusu hakkında çok önemli istihbaratlara ulaşma fırsatı da veriyordu. 1967′deki Altı Gün Savaşı’ndan kısa bir süre önce İsraillilerin Irak’tan çaldığı MIG-21 uçağı, bunun en önemli örneğiydi.

İsrailliler, Irak Hava Kuvvetleri’ndeki bir pilotla gizlice bağlantıya geçmişler ve onu bir deneme uçuşu sırasında aniden İsrail’e uçmaya ikna etmişlerdi.

Iraklı pilotla İsraillilerin bağlantısını kuran aracılar ise Kürtlerdi.

Ağustos 1966′da Tel-Aviv’e inen söz konusu MIG, bu Sovyet yapımı uçak hakkında daha önce yetersiz bilgiye sahip olan İsrail’e ve onun Batılı müttefiklerine büyük bir avantaj sağladı.

Hatta bazı yorumlara göre, İsrail’in Altı Gün Savaşı’nın ilk gününde Mısır Hava Kuvvetleri’ne yaptığı büyük baskın, MIG’lerin teknik özellikleri hakkında edinilen bilgi sayesinde mümkün olmuştu.

Altı Gün Savaşı’nın hemen öncesinde ilginç bir olay daha yaşanmıştı. Iraklı bir askeri delegasyon, yaklaşan savaşta “Siyonist düşmana karşı tek bir cephe olarak savaşabilmek için” ayaklanmacı Kürtlere geçici bir ateşkes önermişti. Ancak bu teklife karşı söz alan bir “Kürt gerilla”, ne olursa olsun taviz verilmeyeceğini ve ateşkesin kabul edilemez olduğunu söylemişti. İşin en önemli yanı ise, bu “Kürt gerilla”nın gerçekte İsrail’in bölgeye yolladığı askeri danışmanlardan biri olmasıydı.

Ian Black ve Benny Morris’e göre, Kuzey Irak dağları ile Tel-Aviv arasındaki bu ilişki giderek “Ortadoğu’nun en kötü saklanan sırrı” sıfatını kazandı.

İsrail 1967 yılında Arap ordularından ele geçirdiği çok sayıda Sovyet silahını Kürt ayaklanmacılara yolladı. Kendilerine verilen Doğu Bloku silahlarına önce şaşıran daha sonra çok sevinen Molla Barzani, ayrıca bulduğu İsrail yapımı bombalardan daha çok istemişti. Kendisini silah ve paraya boğan İsrail’in gücüne hayran kalan Barzani, İsraillilere ortak bir seferberlik de önermişti.

Barzani’nin planına göre, Kürt peşmergeler Irak’ı zaptettiğinde İsrail de Suriye’yi işgal edebilecekti.

İsrail’in Kürt ayaklanmacılara giderek artan desteğinin en sembolik göstergelerinden biri, 1967 Eylül’de Kürt hareketinin lideri Molla Mustafa Barzani’nin İsrail’e yaptığı ziyaretti.

Moşe Dayan’a hediye olarak bir Kürt hançeri getiren Barzani, Yahudi devletinde oldukça sıcak bir biçimde ağırlandı. Bu ziyaretin uyandırdığı yankılar, Kuzey Irak’taki Kürt isyanında İsrail’in parmağının var olduğu gerçeğini siyasi gündeme taşımaya başladı.

Mısırlı ünlü gazeteci Muhammed Hasaneyn Heykel’in ulaştığı ve açıkladığı bilgiler de, 1971′de “Kuzey Irak’taki Kürt bölgesindeki İsrailli subayların İsrail ile düzenli bir telsiz bağlantısı içinde olduklarını ve Irak içindeki istihbarat ve sabotaj faaliyetlerini organize ettiklerini” ortaya koydu.

İsrail’in Kürt ayaklanmacılarla olan ittifakı, dönemin Irak basınında da yoğun biçimde konu edilmişti.

Barzani ikinci olarak 1973 yılında İsrail’i ziyaret etti. Bu ziyaretinde de, ilkinde olduğu gibi, 1950 ortalarında İsrail’e göç etmiş Kürt Musevisi David Gabay’ın evinde kalmış, hediye olarak da Moşe Dayan’ın eşi için altın bir kolye getirmişti.

Kuzey Iraklı Kürt ayaklanmacılarla İsrail arasındaki bu iş birliği, 1975 yılına kadar sürdü. O yıl, Kürt isyanının diğer büyük destekçisi olan İran, Irak ile bir anlaşmaya vardı ve bunun üzerine Kürt ayaklanmacılara yaptığı tüm yardımı kesti. ABD de İran ile birlikte hareket edince, Barzani hareketi Bağdat rejimi karşısında savunmasız kaldı.

İsyan, bu rejim tarafından kanlı biçimde bastırıldı. İsrail’in durumu kabullenmekten başka seçeneği yoktu. Ama İsrail, Irak’ın kuzeyindeki Kürtler arasındaki bazı grupların oluşturmak istediği parçalanmış Ortadoğu için en ideal “kart” olduğunu her zaman aklında tutacak ve bu kartı yeniden devreye sokmak için fırsat kollayacaktı.

haberalemi.net

2 Yanıt to “BARZANİ’NİN YAHUDİ OLDUĞUNU BELGELEDİ”

  1. aziz demiş

    hergün haberleri takıp ediyordum herşeyden haberim vardı sonra bi gün düşündüm dünya bana kalmayacakkı insanoglu kendini zeki sanıyor ama çok salaklar

  2. Irak Üzerindeki İsrail Planlari ve Kürt Yahudileri

    Diğer taraftan partilerin gündeminde olmayan dışpolitika olaylari medyanın da ilgisini çekmiyor; uluslararasi olaylara içpolitika malzemesi yapılabildigi ölçüde değer veren bir medya var. Sivil politikaci ve entellektüellerin dışpolitika konusunda ilgili olmadığı bir ülkede bu boşluk ister istemez atanmışlar tarafından dolduruluyor.

    Oysa dünyanın konuştuğu, Almanya`daki seçimlerin kaderini belirleyen, Bush`u dünya liderleriyle karşi karşiya getiren konu, yani Irak krizi, herkesten önce Turkiye`yi yakından etkilemektedir. Türkiye`nin böylesine kritik bir anda bu konuyu içpolitik sorunlari aşıp gündemine bile almaması oldukça düşündürücü. Irak`a yapılacak operasyonun Orta Dogu`da Israil dışında hiçbir ülke tarafından istenmeyen sonuçları olacak. Kuzey Irak`ta hali hazırda mevcut de facto Kürt siyasi oluşumunun bağımsız bir devlete dönüşmesi çok büyük bir olasılık. Türkiye, Iran ve Suriye`nin güvenliklerini tehdit edecek böyle bir gelişme İsrail`in elde edeceği en büyük kazanç olacak ve Kuzey Irak`ta kurulacak ve doğal olarak bütün komşularıyla problemli bağımsız bir Kürt devleti İsrail`in en önemli sıçrama taşı haline gelecektir.
    İsrail ve Amerikali yahudiler Irak ve Türkiye`deki Kürt sorunuyla çok yakından ilgililer. Bunun bir nedeni Kuzey Irak`ta yasayan ve büyük bir bölümü İsrail`e göç etmiş bulunan Kürt Yahudileri. İsrail Kuzey Irak`ta oluşacak bir devlet içinde Kürt Yahudilerinin haklarını garanti etmek ve onlara ağırlık kazandırmak için çalışıyor. Diğer taraftan Yahudi kamuoyunu Kürtler lehinde etkilemek için Kürtlerin yahudi Irkıyla akrabalığına dair iddialar ortaya atılıyor. Anlaşılan o ki İsrailliler Kürtlerin yaşadığı bölgeye 723 (MO) yılında sürgüne gönderilen yahudi kabilelerinden geldiklerine inandiklari Yahudi Kürtler üzerinden Kuzey Irak`ta kendisine bir nüfuz alani açmak arzusunda. Önemli bir kismi 1950`lerden itibaren İsrail`e göçetmis durumda bulunan yahudi Kürtler Israil içinde örgütlüler ve yahudi toplumuna tam olarak uyum saglamis durumdalar. Halen Israil`de 150,000 civarinda Kürt kökenli yahudi bulunuyor. Jerusalem Post`un tabiriyle, “Yahudi Kürtler Müslüman Kürtlerden daha çok diğer Yahudilere kendilerini yakın hissediyorlar.”(1) Halen Israil devlet yapısı içinde bu gruba mensup çok sayıda kişi var. Örneğin Netanyahu döneminde 1996-1999 yılları arasında İsrail savunma bakanlığı görevinde bulunan emekli general Yitzhak Mordechai Irak kökenli bir yahudi Kürt. Mordechai özellikle Seferdi yahudileri arasinda giderek artan karizmasindan korkan Netanyahu tarafindan görevinden alınmış, daha sonra 1999 seçimlerinde Merkez Partisi`nden başbakan adayi olmuştu (2).
    Bilindiği gibi, Israil`de siyasi yapi Avrupa ve Rusya kökenli Eskenazi yahudilerinin kontrolünde bulunuyor. Kevin Brook`un internetteki yazisinda bildirdiği araştırmalar oldukça ilginç. 2001 yılında İsrailli, Alman ve Hintli bilim adamlari tarafindan gerçekleştirilen bu araştırmalar için yahudi ve müslüman Kürtler, Filistinli Araplar, Seferdi Yahudiler, Eskenazi Yahudiler, İsrail`in güneyindeki bedevilerden toplam 526 Y-kromozomu örneği toplanmış. Daha sonra buna aralarında Rus, Beyaz Rus, Polonyali, Berberi, Portekizli, İspanyol, Arap, Ermeni ve Türk deneklerin de yeraldigi 12 halktan 1321 örnek dahil edilmiş. Araştırma sonuçlari Seferdi Yahudileriyle Kürtler arasinda babadan geçen genetik akrabalik tespit ediyor (3). Brook`un buradan varmak istediği sonuç akademik sınırların biraz dışında tabii: “Bu heyecan verici araştırmalar gösteriyor ki Kürtler ve Yahudiler binlerce yil öncesinde ortak babadan geliyorlar. Bu durum ümit ederiz ki Kürtleri ve Yahudileri birbirlerinin kültürlerini ögrenmeye ve Kuzey Irak`ta son yillarda sahip oldukları dostluk ilişkilerini sürdürmeye teşvik eder.” (4)
    Diğer taraftan Amerika`da ve Israil`de Kürt sorunuyla ilgilenen teskilatlar son yillarda cogalmaya basladi. Bunlardan biri olan Israeli Kurdish Friendship League`in websayfasi tarafindan verilen bilgiye göre, bugün Israil`de 150,000 yahudi Kürt yasamakta (5). Ayni siteden ulasilan Moti Zaken`in ilk defa 1991 tarihinde yayinlanmis olan “Israil`deki Kürt Yahudileri” başlıklı makalesi oldukça ilginç bilgilerle dolu. Burada Zaken ilginç bilgiler aktariyor:
    Son yillarda Türkiye`ye gelen Israilli turist sayisinda artiş görülmektedir. Bu turistlerin birçogu aslinda Kürt Yahudileridir ve ziyaretleri Kürt şehirlerine yoğunlaşmaktadir. Çoğu aslen Irak Kürdistan`i sinirlari içinde yeralan Zaho sehrinden geliyorlar. Zaho bir ay öncesine kadar kimsenin bilmediği bir kasabaydi. Kürt multecileri için oluşturulan güvenlik bölgesinin hudutlari Zaho`yu da kapsayacak şekilde çizildi. (6) Amerika`nin en etkili araştirma kuruluşlarindan biri olan ve Israil`e yakinligiyla taninan Washington Institute for Near East Policy`nin kadrolu uzmanlarindan Michael Rubin`in bölgede gerçeklestirdigi araştirma ve gözlemlere dayanarak bildirdigine göre, Kuzey Irak`ta yasayan halkin Saddam`in gitmesi şartiyla Bagdad`da İsrail bayraginin dalgalanmasini bile tercih edecek hale geldigi bildiriliyor (7). Halkin Saddam rejiminden çektikleri onlari Israil tarafina itecek hale getirdi. Tabii bu arada Saddam`in Kürtlere karsi giristigi katliamlara Amerika`nin ve onlari bugün keşfeden Yahudi lobilerinin ses çikarmadigi bir gerçek. Adeta bugün halkin Saddam`in gitmesi karsiliginda Bagdad`da Israil bayragina razi olmalarini getirecek şartlar o günden hazirlanmis gibi. Orta Dogu`nun yegane nükleer gücü olan Israil`in, Irak`in imha edilmesinden ve Irak parçalanarak Kuzey Irak`ta bir Kürt devleti kurulmasindan büyük keyif alacagi ortada. Bundan dolayi Amerika`daki Yahudi lobisi Irak`a karsi saldiriyi büyük bir heyecanla destekliyor.
    Amerika`nin izledigi Orta Dogu politikalarinin made-in-Israel olmasa bile, made-for-Israel (Israil için yapilmis) oldugu ortada. Bugün Amerikan dis politikasinda iki sagci Yahudi örgütünün büyük agirligi var: The Jewish Institute for National Security Affairs (JINSA) ve the Center for Security Policy (CSP). Pentagon`un güvenlik danismani ve Amerikan dis politikasi üzerinde en etkili isimlerden olan Richard Perle bu iki örgüte çok yakin bir isim. The Nation dergisi bu iki örgütün Irak konusunda ABD politikalarinin arkasinda oldugu görüsünde: JINSA-CSP ekibine göre sadece Irak`ta degil, ayni zamanda Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve Filistin`de neye mal olursa olsun rejimlerin degistirilmesi acil bir zorunluluktur. Bu görüsle uyusmayan kisiler, ki bunlar ister Colin Powell`in Disisleri Bakanligi olsun, isterse CIA ya da generaller, esasen ABD ve Israil`in ulusal güvenlik çikarlari arasinda bir fark olmadigi doktrinine karsi itaatsizlik etmektedirler. Bu inanca göre, iki ülkenin güvenlik ve refahi Orta Dogu`da tesis edilecek bir hegemonya ile saglanabilir; bu hegemonya ise hile, zorbalik, kukla rejimler ve gizli operasyonlardan olusan geleneksel soguk savas reçetesiyle olusturulacaktir. (8)
    ABD`nin Irak politikasi ile Richard Perle`nin halen ABD Savunma Bakanligi müstesarligi görevini yürütmekte olan Douglas Feith tarafindan Netanyahu hükümetine tavsiye raporu olarak sunulan `A Clean Break: A New Strategy for Securing the Realm` baslikli rapor arasinda büyük paralellikler bulunuyor. Raporda Filistin`de baris sürecinden vazgeçilmesi yaninda, Israil hükümetinin Türkiye ve Ürdün`le isbirligi halinde Suriye`nin zayiflatilmasi ve kusatma altina alinmasi için Saddam rejiminin yikilmasi gerektigi belirtiliyor (9). Raporda `siyonizmin yeniden tesisi` için geçmiste izlenen diyalog politikalarinin terkedilerek yerine sertlige dayali politikalar tavsiye ediliyor (10).
    Herr ne kadar JINSA`nin baskani Tom Neumann, muhtemelen Irak`a yapilacak bir saldiriyi Türk tarafina da pazarlamak için, sonuçta meydana gelecek rejim degisiklikleri sonucunda “bölgenin yegane demokrasileri Israil ve Türkiye`nin kendilerini çok daha iyi bir mahallede bulacaklari” iddiasinda olsa da (11) , savasin sonuçlari temelde Israil`in stratejik hedefleriyle örtüsürken Türkiye`nin güvenlik çikarlariyla tam bir çatisma halindedir. Türkiye bu nedenle Orta Dogu`da izlemekte oldugu dis politika çizgisini Israil`den ayristirmak durumundadir. Ankara`nin Amerika`daki Yunan ve Ermeni lobilerine karsi kendisine müttefik olarak kabul ettigi ve Israille yakin iliskiler karsiliginda kritik konularda Türkiye lehine faaliyetlerde bulunan JINSA-CSP ekibi bugün Irak`i parçalama planlari yapiyor (12). Bu durum Türk dis politikasinda önemli bir çeliski noktasi. Zira Irak`ta bir Kürt devleti kurulmasi sonucunu doguracak rejim degisikligi operasyonu Türkiye`nin en acil önlem almasi gereken sorunudur.
    28 Subat`tan bu yana kesiflesen Israil yanlisi politikalarla ve bu sürece bagli olarak ortaya çikan siyasi istikrarsizlik ve ekonomik krizlerle Türkiye`nin aleyhindeki gelismelere karsi direnme ve kararli bir tavir ortaya koyma yetenegi kalmamis durumda. Türkiye Orta Dogu politikalarini Irak konusunda çikarlari çatisan Israil`le uyumlu hale getirme çabasindan uzaklasmak ve AB ile ortak stratejiler gelistirmek zorunda. AB ile olan iliskiler Türkiye`nin AB üyeliginde yasadigi zorluklara takilmaktan kurtarilmali. Bir baska deyisle, Türkiye kisa vadede ortak çikarlari geregi AB üyeligini merkeze almadan da AB ile ortak hareket noktalari bulmak zorunda. Almanya`nin Irak konusunda Amerika`ya karsi aldigi net tavir Ankara tarafindan bir avantaja dönüstürülebilir ama bunun sarti Orta Dogu`da esnek bir politika izlenmesidir.
    Türkiye için temelde iki tercih var: ya Irak`a yapilacak müdahaleye karsi çikan ülkelerle birlikte hareket edecek ya da Amerika-Israil ekseninde savasa girerek gelismeleri etkilemeye çalisacak. Her ne kadar bazi çevreler bu ikinci stratejinin tercih edilmesi gerektigini isliyor olsalar da yakin geçmisteki tecrübelerimizden biliyoruz ki savasa dahil olmamiz gelismeleri etkileme gücü vermeyecek, dünya kamuoyunda son derece antipatik bulunan bir serüvende ülkenin daimi prestij kaybina ugramasina neden olacaktir.
    Türkiye siyasi hayatini süratle normallestirip kendi nüfuz alaninda meydana gelen gelismelere karsi gerekli tepkileri verebilme kabiliyetine kavusmak zorunda. Devlete hakim olan ideolojinin kendisini koruma refleksleri milli güvenlik reflekslerinden daha hizli çalistigi müddetçe, Irak ve diger gelismelerin doguracagi maliyet edebiyen telafi edilemeyecek boyutlara ulasabilir.
    Notlar
    1-Judy Siegel, “Genetic Evidence Links Jews to their Ancient Tribe,” The Jerusalem Post, 20 Kasim 2001.
    2-http://info.jpost.com/1999/Supplements/Elections99/ candidates/mordechai.shtml
    3– Kevin Brook, “The Genetic Bonds between Kurds and Jews, “http://www.barzan.com/kevin_brook.htm; Ayrica bkz. Tamara Traubman, “Study finds close genetic connection between Jews, Kurds.” Ha`aretz 21 Kasim 2001.
    4-Brook, agk.
    5-http://www.israel-kurd.org/page2.html
    6-Moti Zaken, “The Kurdish Jews in Israel,” http://www.israel-kurd.org/page61.html
    7-Michael Rubin, “The Other Iraq,” Jerusalem Report, 31 Aralik 2001
    8-Jason Vest, “The Men From JINSA and CSP,” The Nation, 2 Eylul 2002.
    9-Michelle Goldberg, “Why American Jewish Groups Support War in Iraq?,” Salon.com, http://archive.salon.com/news/feature/2002/09/14/jews_iraq/index.html
    10-Raporun tüm metni için, bkz. http://www.israeleconomy.org/strat1.htm
    11-Tom Neumann, “Red Herrings in Iraq Debate,” The Washington Times, 22 Agustos 2002. 12-Jason Vest, “Turkey, Israel, and the US,” The Nation, http://www.thenation.com/doc.mhtml?i=20020902&s=vest20020823

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.